Ara
  • Oğuz Kara

Hukuk Davalarının Yargılama Usulünde Yapılan Değişiklikler

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (“HMK”) önemli değişiklikler yapıldı.

28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe giren “7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”un hukuk yargılamasına getireceği yenilikleri bu yazımızda açıklamak isteriz. Yapılan değişiklikler aşağıda özetlenmiştir:

· Görev ve Yetki: HMK’nın 20. maddesinde yapılan düzenleme görevsizlik ve yetkisizlik kararının kesin olması halinde taraflara tebliğ edilmesi ve dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi talebinin sunulması için öngörülen 2 haftalık sürenin tebliğden itibaren başlaması kanunda açık hükme bağlanmıştır.

· Duruşmaların Gizliliği: HMK’nın 28. maddesinde yer alan duruşmaların gizli yapılmasını gerektirecek durumlar (genel ahlak ve kamu düzeninin gerektirmesi halleri) arasına; “kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin bulunması” hali de eklenmiş olup, duruşmaların aleni olarak yapılmasına ilişkin kurala bir istisna daha getirilmiştir. Bu değişikliğin ne amaçla getirildiği tartışmalıdır. Ancak yargılama sırasında özel hayata ve kişisel verilere ilişkin tartışmalı hususların ve delillerin ortaya konması bakımından gizliliğin getirilmesi önem arz edebilecektir.

· Hakimin Reddi: HMK’nın 36. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte hakimin reddi sebepleri arasına; hakimin daha önce aynı uyuşmazlıkta arabulucu veya uzlaştırmacı olarak görev alması da eklenmiştir.

· Kesin Sürelerde İhtarat: HMK’nın 94. maddesinde yapılan düzenleme ile kesin süre verilen hallerde hakim tarafından yapılacak açıklama ve ihtaratın nasıl yapılması gerektiği ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının neler olduğu yine hakim tarafından açıkça tutanağa geçirilerek taraflara ihtarda bulunacağı belirtilmiştir.

· Belirsiz Alacak Davası: HMK’nın belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinin, kısmi eda davasının açılabileceği hallerde tespit davası açılmasına izin veren 3. fıkrası yürürlükten kaldırılmaktadır. Bununla birlikte 2. fıkrada kapsamlı değişiklik yapılmakta olup, Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirlemesi gerekecektir. Kurala uyulmadığı takdirde talep kısmında belirtilen miktar üzerinden dava devam edecektir.

· İş Bölümü İtirazı: İlk itirazları düzenleyen HMK’nın 116. maddesi de değişikliğe uğramıştır. Bu kapsamda maddede yer alan iş bölümü itirazı, ilk itirazlar arasından çıkartılmıştır.

· Delil Avansı: HMK’nın 120. maddesinde yapılan değişiklik ile birlikte, davanın açılması esnasında gider avansı ile birlikte alınan delil avansının ne zaman tahsil edileceği ile ilgili bir değişiklik yapılmıştır. Yapılan değişiklik ile delil avansının dava açarken mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.

· Davanın Geri Alınması: HMK’nın 123. maddesi de değişiklik kapsamına alınmıştır. Buna göre davanın geri alınması halinde mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına karar vereceği düzenlenmektedir.

· Davanın Devrinde Müteselsil Sorumluluk: HMK’nın 125. maddesinde yapılan değişiklik ile davanın devri sonrası davanın davacı aleyhine sonuçlanması halinde, hem devredenin hem de devralanın yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmektedir.

· Ek Cevap Süresi: HMK’nın 127. maddesinde düzenlenen cevap verme süresi de değişikliğe uğramıştır. Yapılan değişiklikle birlikte, ek süreye ilişkin verilen karar ile birlikte sürenin, cevap süresinin bitiminden itibaren işlemeye başlayacağı belirtilmiştir.

· Öninceleme ve Deliller: HMK’nın 139. ve 140. maddeleri de değişmiştir. Değişiklik sonucunda ön inceleme duruşmasına mahkeme tarafından yapılacak davette, davetiyenin tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu düzenleme yargılama süresini kısaltabilecektir. Diğer husus ise hakimin tarafları sulh ve arabuluculuk konusunda teşvik etme konusunda daha fazla gayrette bulunmasını da sağlayacaktır.

· İddia ve Savunmanın Genişletilmesi/Değiştirilmesi: En önemli değişikliklerden biri de iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi ile ilgilidir. HMK’nın 141. maddesinde yapılan düzenlemeyle artık, taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilecek yahut değiştirebileceklerdir. Fakat dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi artık mümkün olmayacaktır. Değişiklik öncesi öninceleme duruşmasına kadar belli koşullarda iddia ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi mümkündü.

· Duruşmaya Davet: HMK’nın 147. maddesinde yapılan değişiklik ile tahkikatın yanı sıra sözlü yargılama için de duruşmaya davet edilme düzenlenmekte, taraflara gönderilecek davetiyede, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi halinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla yokluklarında hüküm verileceği ihtarı eklenmektedir.

· Online Duruşma: HMK’nın 149. maddesinde önceden taraflardan birinin rızasına bağlı olan ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla veya başka yerde duruşma icrası hususu artık, taraflardan birinin talebi üzerine veya mahkemece resen karar verilmesi halinde yapılabileceği düzenlenmektedir.

· Bozma Kararı Sonrası Islah: HMK’nın 177. maddesinde yapılan değişiklik ile bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin uygulamaya son verilmiştir. Yargıtay’ın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilecektir.

· Sözlü Yargılama: HMK’nın 186. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, mahkemenin tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçeceği, bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşmanın 2 haftadan az olmamak üzere ertelenebileceği, hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği, kanun metnine derç edilmiştir.

· Bilirkişi Raporuna Karşı Beyan: HMK’nın 281. maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümlelerle birlikte artık, bilirkişi raporuna karşı yazılı beyanda bulunulması için ek süre talep edilebilecektir. Yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilecektir.

· Tashih ve Tavzih: Yine ilgili kanun kapsamında yapılan değişikliklerden biri de HMK’nın 305 ve devamı maddelerinde düzenlenen hükmün tashihi ve tavzihi konusudur. Bu hususlar bağlamında da gerekli değişiklikler kanuna işlenmiştir. Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilecektir.

· Sulh ve Feragat: HMK’nın 310. maddesinde düzenlenen ve davayı sonuçlandıran taraf işlemlerinden olan sulh ve feragat konularıyla ilgili de değişiklik yapılmıştır. Buna göre sulh veya feragat hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeyerek karar verilecektir.

· Davaya Cevap Süresinin Uzatılması: HMK’nın 317. maddesinde düzenlenen davalının davaya cevap süresi ile ilgili konuda da değişiklik yapılarak, davalının ek süre talebinin olumlu karşılanması halinde bu süre, cevap süresinin bitiminden itibaren başlayacaktır.

· İhtiyati Kararlarda İstinaf: HMK’nın 341. maddesinde yapılan değişiklikle birlikte, istinaf yoluna başvurulabilen kararlar arasına, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları eklenmiştir. Böylece bu kararlar için itiraz süreci beklenmeksizin istinaf yoluna gidilebilecektir.

· İhtiyati Tedbirin Uygulanması: HMK’nın ihtiyati tedbir kararının uygulanması başlıklı 393. maddesinde yapılan değişiklikle, ihtiyati tedbir kararının, verildiği tarih yerine tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde uygulanabileceği düzenlenmiştir.

· İhtiyati Tedbirin İhlali: HMK’nın ihtiyati tedbire muhalefetin cezası başlıklı 398/1. maddesine şu cümleler eklenmiştir “İhtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimse, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine, altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.” Böylelikle, Anayasa Mahkemesi’nin 2018 tarihli iptal kararından sonra madde metnine ilgili cümleler eklenerek çözüm yolu bulunmaya çalışılmıştır.


Av. Oğuz Kara

Stj. Av. Serhat Timur

96 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör