Ara
  • Oğuz Kara

İşçinin Sözleşme Bittikten Sonra İş Sırlarını İfşa Etmesi

İşçinin sır saklama borcunun iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra devam edip etmediği iş hayatında sıkça gündeme gelmektedir. Özellikle işçi ile işveren arasında gizlilik ve/veya rekabet etmeme anlaşması olmadığı durumda, sır ifşası halinde hukuki koruma mekanizmasının var olup olmadığı tartışılmaktadır.


Taraflar arasında sırların korunmasına ilişkin yazılı bir anlaşma olmasa dahi, belli sınırlar dahilinde, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin sır saklama yükümlülüğü devam etmektedir. Bu durum hukuki olarak koruma altına alınmış olup, mahkeme kararlarına da yansımıştır.


Bu çalışmamızda konuyu 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu (“Kanun”) ve 11.10.2016 tarihli Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/15516 E. ve 2016/17659 K. sayılı kararı (“Yargıtay Kararı”) kapsamında incelemek isteriz.


I. Genel Olarak


İşçinin özen ve sadakat borcu Kanun’un 396. maddesinde belirtilmiştir. Kanun’a göre özen ve sadakat borcu işçinin işverene karşı asli edim yükümlülüğü olan iş görme borcu yanında yan edim yükümlülüğü niteliğindedir.


Özen ve sadakat borcu, kendi içinde sır saklama, rekabet etmeme, teslim ve hesap verme gibi alt yükümlülükler barındırmaktadır.


Sır saklama yükümlülüğü, sadakat borcunun bir ifadesi olarak, işçinin işiyle ilgili öğrendiği ya da elde ettiği “sır” niteliğindeki bir bilgi ya da belgeyi koruma ve başkalarına açıklamama borcunu ifade etmektedir.


İşçinin sır saklama yükümlülüğü bakımından sorumluluğu işverene karşı iş sözleşmesi son bulmuş olsa bile devam edecektir. Nitekim bu husus Kanun’un 369. maddesinin son fıkrasında şu şekilde belirtilmiştir:


“İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri, hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamaz veya başkalarına açıklayamaz. İşverenin haklı menfaatlerinin korunması için gerekli gördüğü ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür.”


Görülmektedir ki iş sırlarının ifşası duruma göre haksız fiil veya haksız rekabete sebebiyet verip açıkça dürüstlük kuralını ihlal edeceğinden işçinin sır saklama yükümlülüğü işverenin haklı menfaatlerinin korunması amacıyla iş ilişkisi sona erse dahi devam eder. Nitekim uygulamada, işçinin daha sonra kendi kurduğu işletmede veya çalıştığı diğer rakip işletmelerde önceki işverenin sır niteliğinde olan müşteri portföyü bilgilerini, tedarikçi verilerini, üretim sırlarını, formüllerini, finansal verilerini, teknik ve operasyonel stratejilerini kullanması ve bu durumun işveren nezdinde maddi-manevi zarara yol açması, haksız rekabetin meydana gelmesi ve ticari itibarın sarsılması olaylarına sıkça rastlanmaktadır.


II. Sır Saklama ve Rekabet Etmeme Yükümlülükleri Arasındaki Farklar


Sır saklama ve rekabet etmeme yükümlülükleri özen ve sadakat borcunun alt yükümlülükleri ise de iki yükümlülük birbirinden farklı amaca hizmet eder. Sır saklama yükümlülüğü daha çok işçinin iş ilişkisi esnasında öğrendiği bilgileri ve iş sırlarını üçüncü kişiler ile paylaşarak çıkar sağlanmasını engellemeye; rekabet etmeme yükümlülüğü ise işçinin işveren ile rekabet edip işvereni zarara uğratmasını engellemeye yöneliktir.


İşçinin çalıştığı işyeri ile iş ilişkisi sona erdikten sonra aynı sektörde başka bir şirkette çalışması ya da kendi adına aynı sektörde iş kurması önlenmek istediğinde rekabet yasağı gündeme gelecektir.


Rekabet yasağının geçerli olabilmesi için iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin bir düzenleme olmalı ya da işçi ile işveren arasında ayrıca bir sözleşme düzenlenmelidir. Sözleşme yazılı olarak yapılmalı, yer-zaman-iş türü açısından ise sınırları olmalıdır. Diğer bir deyişle yazılı yapılacak rekabet anlaşmasında işçinin işverenle rekabet edemeyeceği lokasyon net olarak tanımlanmalı ve ülke geneli, coğrafi bölge gibi işçinin anayasal bir hak olan çalışma özgürlüğü zedelenmemeli; rekabet edilemeyecek işin türü de aynı şekilde net ve spesifik olarak tanımlanmalı; rekabet etmeme süresi ise (işin niteliğine göre değişebilmekle birlikte) azami 2 yıl olarak öngörülmelidir. Aksi takdirde yazılı dahi olsa yapılan anlaşma geçersiz olacaktır.


Rekabet yasağı yönünden yazılı sözleşme zorunluluğu bulunsa da sır saklama yükümlülüğünün iş ilişkisi bittikten sonra da devam etmesi açısından yazılı bir sözleşmenin varlığı şartı aranmamaktadır. 11.10.2016 tarihli Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/15516 E. – 2016/17659 K. sayılı kararı:


“……. İşverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde işçi, hizmet ilişkisinin sona ermesinden sonra da sır saklamakla yükümlüdür. Dosya içeriğine göre taraflar arasında iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki dönem için rekabet yasağına ilişkin bir sözleşme imzalanmamıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı işveren, davalının kendisinde üretilen bir buluşu sır saklama yükümlülüğüne aykırı olarak yeni çalıştığı işverende de ürettiği iddiası ile maddi zararın tahsilini istemektedir. Burada rekabet yasağına aykırılıktan çok sadakat borcunun alt unsuru olan sır saklama yükümlülüğünün ihlaline dayanılmakta, işyerindeki buluşun bu ihlal nedeniyle başka yerde kullanılmasından kaynaklanan tazminat talebi bulunmaktadır.”


Yukarıda alıntılanan Yargıtay Kararı ile işçinin sır saklama borcunun, sadakat borcunun diğer bir alt yükümlülüğü olan rekabet etmeme borcundan farkı ortaya konmuş ve yazılı sözleşme yapılmasa da iş sözleşmesinin son bulması durumunda yükümlülüğün işçi açısında devam ettiği açıkça ifade edilmiştir.


III. Sonuç


İşverenin haklı çıkarlarının dürüstlük kuralı çerçevesinde korunması gerektiği ölçüde, sır saklama borcu iş ilişkisi bitse de devam edecektir. İş İlişkisi sonrası, iş sırlarının işçi tarafından üçüncü kişilerle paylaşılarak veya işçi tarafından kendi yararına kullanılarak haksız çıkar sağlamaya yönelik faaliyetlerde bulunulması durumunda sır saklama yükümlülüğünün ihlali gündeme gelecektir ve bu anlamda işverenin somut olaya göre tazminat talep etme hakkı vardır.


Av. Oğuz Kara

Stj. Av. Deniz Bayraklı

247 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör