Ara
  • Oğuz Kara

Ticareti Terk Suçu


Ticareti usulsüz terk etme, İcra İflas Kanunu'nda (“Kanun”) suç olarak düzenlenmiştir.


Kanun'un 44. maddesinde düzenlenen bu suçun yaptırımı ise aynı Kanun'un 337/a maddesinde yer almaktadır.


Ticareti terk durumunun genelde zamanında bildirilmemesine uygulamada sık karşılaşılmakla birlikte, bu yazımızda ticareti terk suçunu incelemek isteriz.


1. Genel Olarak


Mevzuat uyarınca ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde bu durumu kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktifini, pasifini, alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya mecburdur.


Ticaret terk hususu ticaret sicili memurluğunca ticaret sicili gazetesinde ilan edilmektedir. İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılmaktadır.


İlan yoluyla ticareti terk eden tacir hakkında ilan tarihinden itibaren 1 yıl içinde iflas yoluyla takip yapılabilecektir. Fakat ilan yapılmadığı sürece bu hak düşürücü süre başlamayacaktır.


Kanun’un 337/a maddesinde ise şu düzenleme yer almaktadır; 44. maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


2. Açılacak Dava


Görevli Ve Yetkili Mahkeme


Ticareti Terk suçu ile ilgili olarak görevli mahkemeler icra ceza mahkemeleri olup, yetkili mahkeme ise icra takibinin yapıldığı yer mahkemesidir.


İlliyet Bağı ve Zarar Koşulu


Kanun, bu noktada illiyet bağının ve zarar görme unsurunun gerçekleşmesi koşulunu aramaktadır. Yani borçlunun yukarıda belirtilen hareketleri karşısında alacaklının bir zararının doğmuş olması şartını aramaktadır. Diğer yandan, Prof. Dr. Baki Kuru’nun tabiri ile alacaklının zararı –mefruz- olup alacaklının zararını ispat zorunluluğu bulunmamaktadır. Hatta maddenin ikinci fıkrasında şu şekilde bir düzenleme yer almaktadır; "birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez".


İlgili suçun uygulamada cereyan eden yönüne değinecek olursak; genellikle ticareti terk eden kötü niyetli borçluların iş yerlerini terk ederek, ellerindeki malları da başkalarına devrederek alacaklılarını zarara uğratmaktadırlar.


3. Maddenin Uygulama Kapsamına Giren Kişiler


Kanun maddesi “Tacir” ibaresini kullanmaktadır.


Bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ("TTK") madde 12/1’e göre bir ticari işletmeyi kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Peki tüzel kişiler açısından nasıl bir değerlendirme yapılmalıdır?

Yargıtay ilgili ceza daireleri uzun yıllar bu suçun sadece gerçek kişiler yönünden işlenebileceğini, ticaret şirketlerinin bu suç kapsamına girmediğine yönelik kararlar vermiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2012 tarihinde bir içtihat birliği yaratma adına ve belirsizliklerin giderilmesi adına aynı şekilde tüzel kişiler yönünden de bu suçun işlenebileceğine karar vermiştir. İlgili karar şöyledir;


Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2011/509E. 2012/30K. sayılı kararı;


“Uyuşmazlık; Türk Ticaret Kanunu’nun 136. maddesinde sayılan ticari şirketlerin müdür veya yetkililerinin, İcra ve İflas Yasası’nın 337/a maddesinde düzenlenen ticareti terk suçunu işlemelerinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Tacir sayılan limited şirketlerin, temsil ve idareye yetkili müdürlerinin, şirketin ticareti terk etmeleri halinde İcra İflas Yasası’nın 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi aynı Yasanın 337/a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına da bir engel bulunmamaktadır."


Yargıtay’a göre ticari şirketin müdür ve yetkililerinin de bu suçu işlemesi ve bu madde kapsamında ceza alması mümkündür.


Hukuk doktrini tarafından ticareti terk etme suçundan anlaşılması ve kabul edilmesi gereken olgular belirlenmiştir. Buna göre ticareti terk etme kavramı öğretide ticari işletmeyi kendi adına işletmekten vazgeçmek veya ticari işletmeyi kapatmak veya dağıtmak olarak tanımlanmaktadır. Ancak ticareti terk etme mevzuatta belirlenen hukuksal yönteme uygun olarak ticari faaliyetin sonlandırılması veya ticari işletmenin hukuksal olarak varlığını sürdürmekle beraber fiili olarak varlığını sonlandırması şeklinde de gerçekleşebilir.


Yargıtay ayrıca ticareti terk suçunda çok kapsamlı ve detaylı bir araştırmanın yapılmış olması gerektiğini söylemektedir. Söz gelimi salt borçlunun adresini değiştirmiş olması ve yeni bir adres bildirmemiş olması olgusu üzerinden hareket edilemeyeceğini belirtmiştir.


4. Ticareti Terk Suçu Açısından İzlenmesi Gereken Yol Ve Delil Elde Edilmesi


Ticareti terk suçunda şikayetten sonuç elde edilebilmesi ve doğru bir yolun izlenmesi açısından dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır:


· Borçlu tacirin ticaret odasındaki en son adres kayıtlarının istenmesi, şirketin faal olup olmadığının ve son adresinin öğrenilmesi ve ticaret odasındaki kayıtlara göre haciz uygulanması gerekmektedir (aksi halde adresin değiştirilmiş olması ve güncel olmaması ihtimali söz konusu olabilmektedir),


· Resmi adrese haciz için gidilip adresin kapalı olduğunun tespiti gerekir. Ticareti terke ilişkin haciz tutanağında yapılacak tespitte, "borçlunun adresinde olmadığı, adresin kapalı olduğu, yeni adresinin de bildirilmediği/tespit edilemediği…” şeklinde tespite yer verilmesi önemlidir.


· Vergi dairesi mükellefiyetinin devam edip etmediğinin tespiti büyük önem taşımaktadır (nitekim yargılama aşamasında vergi kayıtları incelenmektedir).


· İlgili adreste zabıta araştırması yapılması aynı şekilde ispat açısından önem arz etmektedir (nitekim yargılama aşamasında bu durum gözetilmektedir).


5. Şirketler Açısından 2016 Yılında Yapılan Değişiklik


Önem arz eden bir diğer konu ise 09.08.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6728 sayılı Kanun ile TTK'nın 545. maddesine eklenen fıkradır. İlgili fıkra şu şekildedir: “Bu kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz.”


Böylece TTK hükümlerine uygun olarak tasfiye edilen anonim ile limited şirketler hakkında artık ticareti usulüne aykırı olarak terk etme suçunun isnat edilmesi ve bu şirketlerin yönetim organı üyeleri ile yasal temsilcileri hakkında ticareti terk suçundan dolayı ceza uygulanması ortadan kaldırılmıştır. Fakat TTK hükümlerine riayet edilmeyerek yapılan tasfiye işlemleri söz konusu olması halinde aynı şekilde söz konusu şirketler bakımından da bu ceza yaptırımı uygulanabilecektir.


Av. Oğuz Kara

Av. Serhat Timur



37 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör