Tacirler Arası Sözleşmelerde Gabin (Aşırı Yararlanma) İddiasının Değerlendirilmesi
- 4 gün önce
- 5 dakikada okunur
Türk Borçlar Kanunu ("TBK") madde 28'de düzenlenen aşırı yararlanma (gabin), bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması ve bu oransızlığın, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmesi halinde, zarar görene sözleşmeyle bağlı olmama veya oransızlığın giderilmesini isteme hakkı tanıyan bir hukuki kurumdur. Tacirler arasındaki sözleşmelerde gabin iddiasının değerlendirilmesi, Türk Ticaret Kanunu ("TTK") m. 18/2'de yer alan "basiretli işadamı gibi davranma" yükümlülüğü nedeniyle özel bir önem taşımaktadır. Bu yazı, tacirler arası sözleşmelerde gabin iddiasının hangi koşullarda ileri sürülebileceğini ve yargı mercilerince nasıl değerlendirildiğini, ilgili mevzuat ve emsal kararlar ışığında incelemektedir.
1. Temel Konular
Tacirler arası sözleşmelerde gabin iddiasının değerlendirilmesinde iki temel ilke öne çıkmaktadır:
Gabin'in Objektif ve Sübjektif Şartları: Gabin iddiasının kabulü için hem edimler arasında açık bir oransızlık (objektif şart) hem de zarar görenin zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliği gibi zayıf durumundan karşı tarafın bilerek yararlanması (sübjektif şart) bir arada bulunmalıdır.
Basiretli İşadamı Gibi Davranma Yükümlülüğü: TTK m. 18/2 uyarınca her tacir, ticari faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi davranmak zorundadır. Bu yükümlülük, tacirlerin sözleşme yaparken daha dikkatli ve öngörülü olmalarını gerektirir. Bu durum, gabin iddiasının sübjektif şartlarının tacirler açısından daha dar yorumlanmasına yol açmaktadır.
2. Gabin (Aşırı Yararlanma) Kavramı ve Şartları
Gabin, borçlar hukukunun temel ilkelerinden olan sözleşme serbestisine getirilen bir sınırlamadır. TBK m. 28'e göre, bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa ve bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir veya oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2010 tarihli, 2009/15185 E., 2010/5016 K. sayılı kararında: "Gabin, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisinin diğer tarafın müzayaka halinden (zor durumda, sıkıntı ve darlık içinde kalmasından), tecrübesizliğinden veya hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşırı bir menfaat elde etmesi, edimler arası bir dengesizlik yaratması demektir. Görüldüğü üzere gabin'in biri objektif diğeri de subjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır."
Bu tanım, gabinin iki temel unsurunu vurgulamaktadır:
Objektif Unsur: Karşılıklı edimler arasında sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olan açık bir oransızlık bulunmalıdır.
Sübjektif Unsur: Bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından (müzayaka), düşüncesizliğinden (hiffet) veya deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilmiş olmalıdır. Karşı tarafın bu durumu bilerek istismar etme kastı da sübjektif unsurun bir parçasıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2022 tarihli, 2022/2487 E., 2022/5795 K. sayılı kararında: "Gabin hukuki nedenine dayalı davaların TBK'nın 28. maddesi gereğince, zamanaşımı değil, hak düşürücü süreye tabi olduğu ve eldeki davanın da toplanan deliller itibariyle hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla, Mahkemenin zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığına yönelik gerekçesinin değiştirelerek hükmün onanması gerekmektedir."
Gabin iddiası, zarar görenin düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve mahkemece re'sen gözetilmektedir.
3. Tacirler Arası Sözleşmelerde Gabin İddiasının Değerlendirilmesi
Tacirler arasındaki sözleşmelerde gabin iddiası, TTK m. 18/2'de yer alan basiretli işadamı gibi davranma yükümlülüğü nedeniyle özel bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu yükümlülük, tacirlerin ticari işlerinde gerekli özeni göstermelerini, piyasa koşullarını ve sözleşmenin sonuçlarını öngörmelerini gerektirmektedir.
İlk Derece Mahkemesi - İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11.03.2025 tarihli, 2024/178 E., 2025/224 K. sayılı kararında: "Yine taraflar arasında süregelen ticari ilişkinin varolduğu, tarafların tacir olup basiretli işadamı gibi davranmak zorunda olup davalı tarafın gabin (aşırı yararlanma) itirazının dinlenme durumu istisnalar dışında mümkün değildir. Nitekim Yargıtay içtihatları gereği, tacirler arası gabin (aşırı yararlanma) halinin dinlenmesi için tacirin müzayaka (zor durumda) bulunması gerekir. Diğer hallerde tacirler için gabin iddia ve savunmasına itibar edilemez. Yani tacirler tecrübesizlik, düşüncesizlik hallerinden faydalanamaz. Sadece müzayaka hallerinde (zor durumlarda) gabin durumu (tacirlerde) oluşabilir."
Bu karar, tacirler için gabin iddiasının kabul edilmesinin istisnai olduğunu ve özellikle "tecrübesizlik" veya "düşüncesizlik" hallerine dayanılamayacağını açıkça belirtmektedir. Tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü, bu sübjektif unsurların varlığını kabul etmeyi zorlaştırmaktadır. Ancak, tacirin "müzayaka" (zor durumda kalma) hali, gabin iddiası için bir istisna olarak kabul edilebilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi - Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.07.2024 tarihli, 2022/533 E., 2024/776 K. sayılı kararında: "tacir olan davacının yapacağı sözleşmenin aleyhine bir sonuç doğurup doğurmayacağı hususunu araştırması ve öngörmesi gerektiği, tacir olması sebebiyle kendisinden basiretli bir şekilde davranması beklenen davacının zor durumda kalması, düşüncesizliği veya deneyimsizliğinden bahsedilemeyeceği, dolayısıyla kendisi tarafından ileri sürülen bu iddialara itibar edilemeyeceği dikkate alındığında davacının gabin içerdiği iddia edilen sözleşme hükümlerinin iptaline ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir."
Bu ilk derece mahkemesi kararı da tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğünü vurgulayarak, "zor durumda kalma, düşüncesizlik veya deneyimsizlik" iddialarının tacirler için kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Bu durum, tacirlerin sözleşme yaparken kendi menfaatlerini koruma sorumluluğunun altını çizmektedir. Ancak, bazı durumlarda tacirler için de gabin iddiası değerlendirilebilmektedir. Özellikle "müzayaka" halinin varlığı ve bunun karşı tarafça istismar edildiğinin ispatlanması halinde gabin koşulları oluşabilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi - Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.03.2023 tarihli, 2022/935 E., 2023/146 K. sayılı kararında: "Tacirler ise basiretli iş insanı olarak davranma yükümlülükleri gereği; Her ne kadar, düşüncesizlik veya tecrübesizlik hallerine dayanmazsa da edimler arasında aşırı nisbetsizliğin bulunduğu durumlarda müzayaka halinden istifade suretiyle gabin koşullarına dayanabilecektir."
Bu karar, tacirlerin düşüncesizlik veya tecrübesizlik hallerine dayanamayacağını, ancak "müzayaka" (zor durumda kalma) halinden istifade suretiyle gabin koşullarına dayanabileceğini açıkça ifade etmektedir. Bu, tacirler için gabin iddiasının sübjektif unsurları açısından bir sınırlama getirse de, mutlak bir yasak olmadığını göstermektedir.
Doktrinde de benzer bir yaklaşım benimsenmiştir. Tacirlerin basiretli davranma yükümlülüğü, sözleşmenin uyarlanması gibi konularda öngörülemezlik unsurunun dar yorumlanmasına neden olmuştur. Bu durum, gabin iddiasının sübjektif unsurları olan düşüncesizlik ve deneyimsizliğin tacirler için kabul edilmemesi yönündeki yargısal eğilimi desteklemektedir.
Ancak, tacirler arasındaki sözleşmelerde dahi, ahlaka aykırılık ve kişilik hakkı ile ilgili genel hükümlerin (TBK m. 27; TMK m. 23) uygulanması ile sözleşme hükümleri kısmen yahut tamamen geçersiz sayılabilmektedir. Bu, gabin iddiasının doğrudan kabul edilmediği durumlarda dahi, aşırı sömürü niteliğindeki işlemlerin genel ahlak kuralları çerçevesinde denetlenebileceğine işaret etmektedir.
4. Hak Düşürücü Süreler
Gabin iddiasına dayalı sözleşmenin iptali veya oransızlığın giderilmesi talebi, TBK m. 28/2'de belirtilen hak düşürücü sürelere tabidir. Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilmektedir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 15.09.2022 tarihli, 2022/2487 E., 2022/5795 K. sayılı kararında: "Ne var ki, gabin hukuki nedenine dayalı davaların TBK'nın 28. maddesi gereğince, zamanaşımı değil, hak düşürücü süreye tabi olduğu ve eldeki davanın da toplanan deliller itibariyle hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmakla, Mahkemenin zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığına yönelik gerekçesinin değiştirelerek hükmün onanması gerekmektedir."
Bu sürelerin hak düşürücü olması, mahkeme tarafından re'sen gözetileceği ve taraflarca ileri sürülmese dahi davanın her aşamasında dikkate alınacağı anlamına gelmektedir. Hak düşürücü süreler, zamanaşımı sürelerinden farklı olarak kesilemez veya durdurulamayacaktır.
5. Sonuç
Tacirler arası sözleşmelerde gabin (aşırı yararlanma) iddiası, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ile Türk Ticaret Kanunu'nun tacirlerin basiretli işadamı gibi davranma yükümlülüğü arasındaki etkileşim nedeniyle özel bir değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu değerlendirme sonucunda:
Tacirler, basiretli davranma yükümlülükleri gereği, sözleşmenin sübjektif unsurlarından olan düşüncesizlik veya deneyimsizlik hallerine dayanarak gabin iddiasında bulunamazlar.
Ancak, tacirin müzayaka (zor durumda kalma) halinden karşı tarafın bilerek yararlanması durumunda, gabin iddiası dinlenebilir. Bu, tacirler için gabin iddiasının kabul edilebileceği istisnai bir durumdur.
Gabin iddiasının kabulü için edimler arasında açık bir oransızlık (objektif şart) ile birlikte, tacirin müzayaka halinin karşı tarafça istismar edildiğinin (sübjektif şart) ispatlanması gerekmektedir.
Gabin iddiasına dayalı talepler, TBK m. 28/2'de belirtilen bir yıllık ve her halde beş yıllık hak düşürücü sürelere tabidir. Bu süreler mahkemece re'sen gözetilir ve kesilemez veya durdurulamaz.
Dolayısıyla, tacirler arasındaki sözleşmelerde gabin iddiası, basiretli işadamı ilkesi nedeniyle daha sıkı şartlara bağlanmış olup, özellikle tacirin zor durumda kalma halinin ispatı büyük önem taşımaktadır.




Yorumlar