top of page

Türk Dizilerinin Yurt Dışına Açılan Kapısı: Yayın Hakları, Lisanslama ve Hukuki Çerçeve

  • Yazarın fotoğrafı: Oguz Kara
    Oguz Kara
  • 28 Ara 2025
  • 4 dakikada okunur

Türk dizi ve film endüstrisinin son yıllarda uluslararası ölçekte ciddi bir etki alanı oluşturduğu görülmektedir. Türk yapımlarının farklı kıtalarda televizyon kanallarında ve dijital platformlarda izleyiciyle buluşması, bu alandaki hukuki süreçleri de gündemin merkezine taşımaktadır. Bu bağlamda, dizilerin ve filmlerin yurt dışına açılmasında kullanılan hukuki araçların doğru şekilde anlaşılması önem arz etmektedir.


Uygulamada sıklıkla kullanılan “yurt dışına satış”, “yayın hakkı verilmesi” veya “hak devri” gibi kavramların, hukuki anlamda birbirinden farklı sonuçlar doğurduğu görülmektedir. Özellikle “yayın hakkı” ifadesi, tek başına bağımsız bir hakkı değil; eser üzerindeki mali hakların belirli sınırlar içerisinde devredilmesini veya lisanslanmasını ifade etmektedir. Bu nedenle, hukuki değerlendirme yapılırken eserin kendisinden ziyade, eser üzerindeki mali hakların kapsamı ön plana çıkmaktadır.


  1. Yayın Hakkının Hukuki Niteliği


Dizi ve filmler bakımından yayın hakkı kavramının, çoğu zaman birden fazla mali hakkın birlikte düzenlendiği bir yapı oluşturduğu kabul edilmektedir. Yayın yetkisi kapsamında yalnızca eserin izleyiciye sunulması değil; teknik çoğaltma, dijital ortama uyarlama, farklı dillerde altyazı veya dublaj yapılması ve tanıtım amacıyla kısa bölümlerin kullanılması gibi hakların da yer aldığı görülmektedir. Bu nedenle, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların büyük bir kısmı, hangi hakkın hangi kapsamda verildiğinin sözleşmede açıkça belirlenmemesinden kaynaklanmaktadır.


  1. Sinema Eserleri ve Mali Haklar Bakımından Türk Hukuku


Türk hukukunda dizi ve filmler, kural olarak sinema eseri niteliğinde değerlendirilmektedir. Sinema eserleri üzerindeki ekonomik değer, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen mali haklar aracılığıyla korunmaktadır. Bu sistemde mali hakların esas itibarıyla eser sahibine ait olduğu; yapımcıların ve yayıncıların ise bu hakları ancak geçerli bir sözleşme çerçevesinde kullanabildiği kabul edilmektedir. Dolayısıyla, yurt dışına yönelik yayın ve lisans işlemlerinin hukuki geçerliliği, bu sözleşmelerin kapsamına ve şekline bağlıdır.


  1. Mali Hak Sözleşmelerinde Şekil ve Kapsam Sorunu


Mali haklara ilişkin sözleşmeler bakımından yazılı şekil şartının ve hakların açıkça belirlenmesi zorunluluğunun altı çizilmektedir. “Eser üzerindeki tüm haklar devredilmiştir” şeklindeki genel ifadelerin, uygulamada ciddi belirsizlikler yarattığı ve ileride hukuki ihtilaflara zemin hazırladığı görülmektedir. Yayın, çoğaltma, yayma ve işleme gibi hakların her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve sözleşmede açıkça düzenlenmesi gerekmektedir.


  1. Yurt Dışına Açılımda Lisans Modelinin Ağırlığı


Yurt dışına açılan Türk dizileri bakımından, uygulamada “satış” olarak nitelendirilen işlemlerin büyük ölçüde lisans sözleşmesi niteliği taşıdığı görülmektedir. Lisanslama modelinde, hak sahibinin eserin mülkiyetini elinde tutmaya devam ettiği; karşı tarafa ise belirli bir süre, belirli bir coğrafi alan ve belirli bir mecra ile sınırlı kullanım yetkisi tanındığı kabul edilmektedir. Örneğin bir dizinin, belirli bir bölgeyle sınırlı olmak üzere dijital platformlarda yayınlanması için lisanslanması mümkündür ve bu yetki, sözleşmede belirlenen sürenin sona ermesiyle birlikte kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.



  1. Lisans Kapsamının Ekonomik Etkisi


Lisans sözleşmelerinin ekonomik değerinin, lisansın kapsamına göre şekillendiği görülmektedir. Lisansın münhasır olup olmaması, alt lisans yetkisinin tanınıp tanınmaması, yayın süresi ve bölge sınırları gibi unsurlar, eserin ticari değerini doğrudan etkilemektedir. Uygulamada karşılaşılan birçok uyuşmazlığın, bu sınırların sözleşmede yeterince net çizilmemesinden kaynaklandığı gözlemlenmektedir.


  1. Uluslararası Boyut ve Hukuk Seçimi


Uluslararası yayın ve lisans sözleşmeleri, aynı zamanda yabancı unsurlu sözleşme niteliği taşımaktadır. Tarafların farklı ülkelerde yerleşik olması hâlinde, sözleşmeye hangi ülke hukukunun uygulanacağı ve uyuşmazlıkların hangi mercide çözüleceği hususları önem kazanmaktadır. Hukuk seçimi yapılmayan sözleşmelerde, tarafların iradesi dışında bir hukuki rejimin uygulanması ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, hukuk seçimi ve yetkili merci düzenlemelerinin, uluslararası lisans sözleşmelerinin temel unsurları arasında yer aldığı kabul edilmektedir.


  1. Hak Zincirinin Kurulmasının Önemi


Yurt dışı lisanslama süreçlerinde dikkat çekilen bir diğer önemli husus, hak zincirinin eksiksiz kurulmasıdır. Bir dizinin uluslararası alanda yayınlanabilmesi için, senarist, yönetmen, besteci ve oyuncular gibi tüm katkı sahipleriyle yapılan sözleşmelerin bu kullanım biçimini kapsaması gerekmektedir. Aksi hâlde, eserin yurt dışında yayınlanmasının ardından hak ihlali iddiaları gündeme gelebilmektedir. Özellikle uluslararası platformların, bu konuda ayrıntılı hukuki incelemeler yaptığı bilinmektedir.


  1. Format Satışı ve Uyarlamalara İlişkin Kısa Değerlendirme


Dizi formatlarının satışı ve uyarlamalar, telif hukukunun sınırlarında yer alan ayrı bir alan oluşturmaktadır. Bu alanda, klasik telif korumasının yanı sıra sözleşmesel düzenlemelerin belirleyici olduğu; formatın hangi unsurlarının korunacağı ve uyarlamanın hangi sınırlar içinde yapılabileceğinin sözleşmelerle netleştirildiği görülmektedir.


  1. Uygulamada En Sık Karşılaşılan Hukuki Hatalar


Türk dizilerinin ve filmlerinin yurt dışına açılma sürecinde, hukuki altyapının yeterince sağlam kurulmadığı durumlarda çeşitli sorunların ortaya çıktığı görülmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan hataların başında, yayın haklarının kapsamının sözleşmelerde açık ve net şekilde belirlenmemesi gelmektedir. Özellikle “yayın hakkı verilmiştir” veya “tüm haklar devredilmiştir” gibi genel ifadelerle yetinilen sözleşmelerde, hangi mali hakların hangi sınırlar içinde karşı tarafa tanındığı belirsiz kalmaktadır. Bu durum, ilerleyen süreçte taraflar arasında ciddi yorum uyuşmazlıklarına yol açmaktadır.


Bir diğer yaygın hata, lisansın süre ve bölge bakımından açıkça sınırlandırılmamasıdır. Örneğin bir dizinin yalnızca belirli bir ülke için lisanslanması amaçlanırken, sözleşmede coğrafi sınırın net çizilmemesi hâlinde, lisans alan tarafın farklı ülkelerde de yayına geçmesi ihtimali doğabilmektedir. Benzer şekilde lisans süresinin açıkça düzenlenmemesi, kullanım yetkisinin süresiz olduğu yönünde iddialara zemin hazırlayabilmektedir.


Uygulamada karşılaşılan önemli sorunlardan biri de hak zincirinin eksik kurulmasıdır. Yapımcı tarafından yurt dışına lisanslanan bir dizinin senaryo, müzik veya oyuncu sözleşmelerinde uluslararası yayın ve dijital platform kullanımlarının açıkça düzenlenmediği durumlarda, eserin yurt dışında yayınlanmasının ardından hak ihlali iddiaları gündeme gelebilmektedir. Özellikle besteci ve müzik kullanımına ilişkin eksikliklerin, uluslararası platformlar nezdinde ciddi sorunlar doğurduğu görülmektedir.


Alt lisans yetkisine ilişkin düzenlemelerin yapılmaması da uygulamada sık rastlanan hatalar arasında yer almaktadır. Lisans alan tarafa alt lisans verme yetkisi tanınıp tanınmadığı açıkça belirtilmediğinde, eserin üçüncü kişilere devri veya başka platformlarda yayınlanması konusunda uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu durum, özellikle uluslararası dağıtım ağlarında zincirleme sorunlar yaratabilmektedir.


Son olarak, yabancı unsurlu lisans sözleşmelerinde hukuk seçimi ve uyuşmazlık çözüm yollarının ihmal edilmesi önemli bir risk alanı oluşturmaktadır. Hukuk seçimi yapılmayan sözleşmelerde, tarafların hiç öngörmediği bir ülke hukukunun uygulanması söz konusu olabilmekte; bu durum hem maliyet hem de öngörülebilirlik açısından ciddi dezavantajlar doğurmaktadır.


Bu hataların büyük bir kısmının, yayın haklarının ekonomik değerinin yeterince analiz edilmeden ve sözleşme kurgusu profesyonel şekilde yapılmadan ilerlenmesinden kaynaklandığı görülmektedir. Oysa uluslararası pazarda sürdürülebilir bir başarı için, hukuki risklerin en baştan doğru şekilde yönetilmesi gerekmektedir.


***


Türk dizilerinin uluslararası alandaki başarısının yalnızca yaratıcı üretimle sınırlı olmadığı; bu başarının, yayın haklarının doğru hukuki çerçeve içerisinde lisanslanmasıyla sürdürülebilir hâle geldiği kabul edilmektedir. Sağlam bir hukuki altyapı, hem taraflar arasındaki riskleri azaltmakta hem de eserin ekonomik değerinin korunmasına ve geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.


Av. Oğuz Kara



Yorumlar


bottom of page